15 Aralık 2007 Cumartesi

su dedi ki,



Ortaokulda fizik dersinde öğretmen suyun iki hidrojen ve bir oksijenden meydana geldiğini uzun uzun anlattıktan sonra bir arkadaşı tahtaya kaldırmış ve “Şimdi şu tahtaya bir su yaz bakalım” demişti. Arkadaş da kocaman harflerle “SU” diye yazmıştı. Bütün sınıf kahkaha ile gülmüştük. Sonra öğretmen tebeşiri kendi almış ve “H2O” diye suyun formülünü yazmıştı.
Şimdi düşünüyorum da, acaba hidrojen ve oksijen molekülleri çok mu merhametliler ki, çiçeklerin, yaprakların, kuşların, kelebeklerin, ineklerin, sineklerin, yaşlıların ve bebeklerin suya ihtiyaç duyduklarını fark edip onlara yardım etmeye karar veriyorlardı?! Hidrojen iki molekülünü, oksijen de bir molekülünü fedâ ederek bunları birleştirip suyu meydana getiriyorlar! Böylece canlıların hayatlarını devam ettirmelerine vesile oluyorlar.
Su, sadece içmek için değil, hayatın her alanında her canlının ihtiyaç duyduğu en büyük nimetlerdendir. Gökte bulut olur, damla damla yer yüzüne inerek toprağın yanık bağrını serinletir. Otların yeşermesine, ekinlerin yetişmesine, yaprakların yeşil kalmasına, çiçeklerin açmasına, meyvelerin olgunlaşmasına yardım eder.
Irmak olup akarken geçtiği yerlere hayat verir. Fırat ve Dicle olmasa, bir çok medeniyetin beşiği olan Mezopotamya olur muydu? Mısır’ın âb-ı hayatı, Nil Nehri değil midir? Amazon, Missisipi, Tuna, Volga gibi nehirler, her birisi bir kıt'anın can damarı mahiyetindedir. Büyük uygarlıklar büyük su kaynaklarının bulunduğu yerlerde kurulmuştur.
Su da meyveler gibi çeşitli tat ve lezzetlerdedir. Acısı, tatlısı, tuzlusu, sodalısı, kükürtlüsü köpüklüsü ve daha pek çok özellikler taşıyan çeşitleri vardır. Her biri bir derde deva, bir sadre şifadır.
Gemileri yüzdüren, tonlarca yükü sırtında gezdiren, barajlarda elektrik olup evlerimizi aydınlatan, sanayide güç ve kuvvet olup makinalarımızı çalıştıran, yeryüzünü kirlerden arındırıp dünyamızı pak eden su!.
- Ey su, sana ne kadar teşekkür etsek az değil midir?
- Ne dedin, teşekkürü sana etmeyelim mi?
- ………………
- Kime edelim peki?
Ve su dedi ki:
- Beni sizi yaratan, bana bu vasıfları yükleyip sizin hizmetinizle görevlendiren, Rahman ve Rahim olan O Zat’a şükür edin ki, rahmetini benim damlalarımla size gönderiyor. Yoksa, ben sizden çok daha âciz, fakir ve cüz’î bir maddeyim.
- Haklısın ey Rahmet damlası, teşekkürümüzü Rahman’a yöneltiyor, aczimizi itiraf ederek rahmetini talep ediyoruz.
Mehtap YILDIRIM

Hiç yorum yok: