15 Aralık 2007 Cumartesi

arada bir gitmek..



Geçtiğimiz hafta ne zamandır yapmadığım bir şeyi yaptım. Kendimle baş başa bir seyahate çıktım. Yanıma lüzumundan fazla eşya almadan yola koyuldum. Yol boyunca kendimle sohbet etme ve hayatımın muhasebesini yapma imkânım oldu. Ben konuştum, ben dinledim. Kendime yaptığım terapilerden biriydi bu.
Araç hareket ettikçe değişen güzel manzaralar seyrettim bir pencerenin alabildiğince. Yeşil tepelerin birinde olmak istedim, bazen de dağların doruklarında. Değişik renklerdeki çiçeklerin her birindeki san'ata hayran kaldım. Beli bükülmüş seksenlik ninelerin, dedelerin bağda bahçede azimle çalıştıklarını görünce gençliğimden utandım… Kendime bazı nasihatlerde bulundum. Çok çalışmak, bir ânımı bile boş geçirmemek, sürekli okumak, araştırmak alışkanlıklarım arasında ilk sıralarda yer almalıydı.
Sonra, daha önce hiç görmediğim güzel kuşlar gördüm. Onların kendi aralarındaki muhabbeti görünce onlara özendim. Tomurcukları patlayıp çiçekler açan ağaçlar kalbimdeki sevgiyi de patlatıp dışarı taşmasını sağlıyordu. Zaman zaman dudaklarımda tebessüm, bazen de gözlerimde yaş olup taşıyordu. Gitmek, kimi zaman bir şehirden, kimi zaman bir şeylerden ya da birilerinden gitmek… Bütün bunlardan gitse de, bir kendinden gidemiyor insan. Nereye gitse kendi içindekileri de beraberinde taşıyordu. Acılarını, hayal kırıklıklarını, kaybedişlerini, pişmanlıklarını ve daha birçok beraberinde götürmek istemediklerini de götürüyordu.
Bundan kaçış olmadığını yani kendimden gidemeyeceğimi bildiğim için hep güzel hatıraları hatırlamaya, güzel şeyler düşünmeye karar vermiştim. Hem gördüğüm bütün manzaralar neşe ile hayatın gülen yüzünü gösteriyordu. Her şey insanlara hayatı sevdirmeye çalışıyor, hayatı yaşamaya değer kılıyordu.
En çok gitmek istediğim yere, en sevdiğim şehre gidiyordum. Orada beni bekleyen dostlarımın olması mutluluğumu ve heyecanımı daha da artırıyordu. Görmeden sevdiğim, ona dair şiirler, mektuplar yazdığım şehir ile göz göze geldiğimde ayaklarım yerden kesilmişti sanki. Beni bekleyen dostlarımla kucaklaşmamız, saatlere ve günlere sığmayan hasbihallerimiz sevinç gözyaşları olup İstanbul semalarından yeryüzüne akmıştı. Bir yanda hayallerime sığdıramadığım, buram buram tarih kokan, hadis-i şerife konu olan şehir; bir yanda çok sevdiğim, birçok şeyi beraber paylaştığımız dostlarım…
Bütün bu güzelliklerin bir araya gelmesi etrafa dalga dalga pozitif elektrik yayıyordu. İçimde zerre kadar olumsuz bir duygu kalmamıştı. Ne bir üzüntü, ne bir endişe… Dostlara vefa olması gerektiği gibi şehirlere de vefa olması gerekir diye düşünüyorum. En sevdiğim şehir hep en çok ihmal ettiğim şehir olmuştu. Bu ihmalkârlığımı var gücümle telâfi etmeye çalıştım.
Arada bir kendimizle yolculuğa çıkıp uzaklardaki dostlarımızı ziyaret etsek onları sevindirmekle bizim sevincimiz birleşip etrafa gözle görülür bir şekilde muhabbet dalgaları yayacaktır. Üzerimizdeki bütün negatif elektriği atıp, etrafına olumlu enerjiler yayan hayat dolu insanlar olmamızı sağlayacaktır. İmkânlarımız elverdikçe böyle ziyaretleri gerçekleştirip kilometrelerce uzaklara muhabbet dalgaları yaymaya değer.
yazan:Mehtap YILDIRIM

Hiç yorum yok: