
On bir ay önce nasıl da üzülmüştük gittiğine… Ya bir daha göremezsek demiştik… Yaşlı gözlerle uğurlamıştık. Şimdi yeni umut parıltılarıyla ve sevinç gözyaşlarıyla, şükür ve dualarla karşılıyoruz seni. Mahyalarda yeniden adını görmek, sana yeniden “hoşgeldin” demek ne güzel.
Artan sevincimizle birlikte tedirginliğimiz de artıyor. “Belki de bu son Ramazan” diyor içimizden bir ses. Geçen Ramazan aramızda olup da, bu Ramazan olmayanları düşündüğümüzde, bir daha ki Ramazanı görememe ihtimali tüm benliğimizi sarıyor. Ve daha sıkı sarılıyoruz bu mübarek aya.
Ya Şehr-i Ramazan, biliyormusun yokluğundaki perişaniyetimizi? Karnımız hep toktu ama ruhlarımız nice zamandır aç kaldı. En güzel elbiseleri giysek de, içimizde lime lime parçalanmış, eskimiş yanlarımız vardı. Sen onaran, doyuran, paklayan, tedavi eden nurdan bir el gibi yetiştin imdadımıza. Şimdi yeniden yanımızdasın, bizimlesin. Ana kucağı gibisin. Seninle güvendeyiz. Seninle huzur içindeyiz.
Camilerimiz yine tıklım tıklım… Zengin, fakir, yaşlı, çocuk, kadın, erkek aynı anda iftar etmek, aynı anda şükretmek, aynı anda dualar etmek ne güzel…İşte yine rahmetinle, bereketinle bizimlesin…
Yine tatlı iftar telaşlarındayız. Yine bereketli ve heyecan verici sahurlarındayız. Dünyevîleşme tuzaklarından çekip çıkardın bizi yanına aldın. Yabancılaştığımız kültürümüzle yakınlaştırdın. Ruhlarımızı saflaştırdın, berraklaştırdın. Hiç bir ayrım yapmadan hepimizi yanına aldın. Şükürler olsun ki geldin…
Hoşgeldin ey Ramazan. Hoşgeldin hanelerimize, hoşgeldin kalplerimize… Bize sayısız hediye ve sürprizlerinle geldin. Bizi baştan aşağı yenilemeye geldin. Seninle hayatın ve nimetlerin, elimizde olanların değerini yeniden anlıyoruz. Hayatımızın muhasebesini yeniden yapıyoruz. Yeniden tanzim ediyoruz yaşamlarımızı. Suya bir başka bakıyoruz artık, ekmeği bir başka görüyoruz. Akşamları eve fırından yeni çıkmış ekmek götürmenin nasıl bir mutluluk olduğunu yaşıyoruz yeniden. Anlıyoruz ki, önceden küçük ve ayrıntı sanıp atladığımız ne büyük sevinçler varmış. Seninle hayatımızın her ânı lezzete dönüşüyor ey Ramazan!...
Mehtap YILDIRIM
Artan sevincimizle birlikte tedirginliğimiz de artıyor. “Belki de bu son Ramazan” diyor içimizden bir ses. Geçen Ramazan aramızda olup da, bu Ramazan olmayanları düşündüğümüzde, bir daha ki Ramazanı görememe ihtimali tüm benliğimizi sarıyor. Ve daha sıkı sarılıyoruz bu mübarek aya.
Ya Şehr-i Ramazan, biliyormusun yokluğundaki perişaniyetimizi? Karnımız hep toktu ama ruhlarımız nice zamandır aç kaldı. En güzel elbiseleri giysek de, içimizde lime lime parçalanmış, eskimiş yanlarımız vardı. Sen onaran, doyuran, paklayan, tedavi eden nurdan bir el gibi yetiştin imdadımıza. Şimdi yeniden yanımızdasın, bizimlesin. Ana kucağı gibisin. Seninle güvendeyiz. Seninle huzur içindeyiz.
Camilerimiz yine tıklım tıklım… Zengin, fakir, yaşlı, çocuk, kadın, erkek aynı anda iftar etmek, aynı anda şükretmek, aynı anda dualar etmek ne güzel…İşte yine rahmetinle, bereketinle bizimlesin…
Yine tatlı iftar telaşlarındayız. Yine bereketli ve heyecan verici sahurlarındayız. Dünyevîleşme tuzaklarından çekip çıkardın bizi yanına aldın. Yabancılaştığımız kültürümüzle yakınlaştırdın. Ruhlarımızı saflaştırdın, berraklaştırdın. Hiç bir ayrım yapmadan hepimizi yanına aldın. Şükürler olsun ki geldin…
Hoşgeldin ey Ramazan. Hoşgeldin hanelerimize, hoşgeldin kalplerimize… Bize sayısız hediye ve sürprizlerinle geldin. Bizi baştan aşağı yenilemeye geldin. Seninle hayatın ve nimetlerin, elimizde olanların değerini yeniden anlıyoruz. Hayatımızın muhasebesini yeniden yapıyoruz. Yeniden tanzim ediyoruz yaşamlarımızı. Suya bir başka bakıyoruz artık, ekmeği bir başka görüyoruz. Akşamları eve fırından yeni çıkmış ekmek götürmenin nasıl bir mutluluk olduğunu yaşıyoruz yeniden. Anlıyoruz ki, önceden küçük ve ayrıntı sanıp atladığımız ne büyük sevinçler varmış. Seninle hayatımızın her ânı lezzete dönüşüyor ey Ramazan!...
Mehtap YILDIRIM
