21 Ocak 2008 Pazartesi

gül ve diken



“Ya kırmızı gülden ayrı yaşamalı,
Yahut dikeninin acılarını hoş görmeli.”
-Sadi-
Yeryüzünde güzellikler ve çirkinlikler iç içedir. Dünyayı büyük bir bahçe olarak düşündüğümüzde bu bahçede çok güzel kokulu, renkli güller de vardır; hoş olmayan muzır diken ve bitkiler de vardır. Aynı şekilde hepimizin meftun olduğu gülleri düşündüğümüzde çok güzeldirler, çok hoş kokarlar ama dikenleri de vardır. Dikeni batacak diye de güllere duyduğumuz muhabbetten vazgeçmemişizdir. Gül yüzyıllardır muhabbet sembolü olarak kullanılır. İnsana düşen dikene değil güle nazar etmektir.
Aynı şey insanlar için de söz konusudur. Yani insan güzellikleri ve çirkinlikleri bir arada barındırabilir bir yapıya sahiptir. Çirkin olan yönlerinden dolayı o insanı tamamen gözden çıkaramayız. Onun da muhakkak içinde barındırdığı güzel huyları vardır. Sanki kendimiz dört dörtlük müyüz? Hangimiz şimdiye kadar hiç hata yapmadan yaşadığını iddia edebilir ki? Hep güzellikleri yaşamak istedik ama bilerek ya da bilmeyerek çirkinleştiğimiz, dikenlerimiz ile zarar verdiğimiz anlar olmadı mı? Ya bizi dikenleriyle kanatanlar, incitenler?
Mademki güzellik ve çirkinliklerin iç içe olduğu bir dünyadayız, bunların hepsinin olması da normaldir. Biz mümkün olduğu kadar hoşgörülü ve sabırlı olmalıyız. Hep güzel ve iyi olana çevirmeliyiz nazarlarımızı.
Biz güllerin efendisi Efendimiz Aleyhisselâtü Vesselamdan öğrendik taş atanlara gül atmayı. Hem mesleği Haliliye, meşrebi hıllet olan bir Üstâdın yolundan gidiyoruz inşallah. Kendisine düşmanlık edenlere, hatta defalarca zehirleyip zindanlara atanların dahi ıslahı için dua eden, onlara acıyan bir Üstâda talebe olma arzusunda bulunuyorsak ‘en yakın dost, en fedakâr arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş’ olarak tam bir muhabbet fedaisi olabilmeliyiz. Öyle ise dostlarımızın, kardeşlerimizin hoş olmayan bir ahlakını ya da tavrını gördüğümüz zaman bizim buna gücenmeye, ona sırt çevirmeye hakkımız yoktur.
Bizim vazifemiz daima güzellikleri görmek ve daima gönül kazanmaktır. Gül tohumları saçmak, gül yetiştirmek, gül dermek, gül vermektir… Bazen sıcak bir tebessüm, bazen içten bir selam, bazen kardeşâne bir kucaklaşma hemen o anda meyvesini verecek, sevgi ve muhabbet çiçeklerinin açmasına vesile olacaktır.
Üstâdımız Bediüzzaman Said Nursi’nin de Risale-i Nurda ifade ettiği gibi her şeyde, hatta en çirkin görünen şeylerde dahi, hakiki bir hüsün ciheti vardır. Kâinattaki her şey, her hadise ya bizzat güzeldir, ya da neticeleri itibariyle güzeldir.
Gülden ayrı yaşayamayacağımıza göre dikenleri hoş görmeli ve bir nevi gül bahçemiz olan hayatımızı acılarla tarumar etmemeliyiz. Güzel bakmalı, güzel düşünmeli ve güzellikleri seyretmeliyiz pencerelerimizden. Güllerle ve güzelliklerle kalın…

Yazan:Mehtap YILDIRIM