11 Aralık 2007 Salı

MÜNZEVÎ HAYATLAR


Kaç kez doldurulmuş ve boşaltılmış bu handa, münzevi ve mücerret yolculuklar yaşanır. Ne geriye dönmek mümkündür ne de bir an olsun duraklamak. Daima ileriye akan zaman seline intibak zorunludur. Her geçen gün tedavülden kalkmış bir banknot gibi kullanılmaz hâle gelir.
Hayata karşı hep tecrübesiz, hep hazırlıksızdır insan. Attığı her adımda, her köşe başında onu neler beklediğini bilemez. Geçmişin acılarını ve izlerini taşır; kalbinde, yüzünde, ellerinde… Bir taraftan kabuk bağlar yaraları, bir taraftan yenileri açılır… Her gün için bir çentik atılır. Bu bir geriye sayımdır… Hüzün tellerinden çıkan her ses ayrı bir makamdadır. Hangi vuruştan hangi sesin çıkacağı hep sürprizdir. Bu bakımdan insan, kendi hayatının bestesine de yabancıdır.
Gelecekte nelerle karşılaşacağını bilmemesine rağmen, hayalleri, planları, tahmin ve olasılıkları vardır insanın. İstatistik derslerinde tahmin ve olasılıklardan hiç soru kaçırmasa da, hayatta her zaman doğru tahminleri yapamaz, çok defa yanılır insan.
Hatalarının bedelini pişmanlık ile öderken, kendini kaç kez şahsî mahkemesinin duruşmasına çıkarır. Orada vicdanın üstünlüğü hükmeder. Belki hafifletici unsurlar imdadına yetişir ve gereği düşünülür.
Bu yolculuk meşakkatlidir, yorar insanı. Cahilliği ise iyice zorlaştırır hayat şartlarını. Matematiğine ne kadar güvenirse güvensin kendi denklemini ve problemlerini çözmekten acizdir insan. Edebiyatına ne kadar güvenirse güvensin, cümlelerle ifade edemediği duygu ve düşünceleri vardır.
Yaşadığı ülkenin haritasını ezbere bilse de, kendi ömür haritasının sınırlarını çizemez insan. Yolculuğun nerede, ne zaman biteceği bilinmez. Yollar tanıdık değildir, iklimler yabancıdır. Hep gül bahçeleri çıkmaz karşısına, mevsim her zaman bahar olmaz. Çöllerde kum fırtınasına kapılmak da mümkündür, çiçekli bahçelerde kuş cıvıltılarını dinlemek de. Muamma bir coğrafyadır yaşamak…
İmtihan çetindir. Hep hazırlıksız yakalanır insan. Sorular çalışmadığı yerlerdendir. Hiçbir soru birbirine benzemez. Daha önce hiçbir sınavda çıkmamıştır. Herkesin imtihan sorusu farklıdır.
An gelir insan, her şeyi yitirdiğini, bitirdiğini zanneder insan. Oysa hiçbir şey yok olmamış, kaybolmamıştır. Her şey kaydedilmiş, saklanmıştır. Provasız çekimler yapılır durmadan, her ânımız kayıtlıdır. Yarım kalmış lezzetlerin elemlerinde gelecekteki bâki lezzetlerin müjdeleri vardır. Her gece bir sabah için, her firak bir vuslat içindir.

yazan:Mehtap YILDIRIM

Hiç yorum yok: