
Kelimeler iç dünyamızın sûret giyerek dışa yansımasıdır. Düşüncelerimizin, duygularımızın ifadesidir. Gönüllerimizde pişenin dışarıya aktarılmasıdır. Yani kullandığımız kelimeler bizim aynamızdır. Şiirler, mektuplar, şarkılar kelimelerden oluşuyor. Hüzünlendiren de kelimeler, güldüren de. Muhabbete davet eden de kelimeler, her şeyi sevdiren de.
Güzel görüp güzel düşünenlerin de ağzından güzel kelimeler çıkar. Konuşurken adeta kelimeler çiçek açar dilinde. Halk arasında güzel konuşan insanlar için “konuştukça ağzından bal damlıyor” ya da “konuştukça ağzından güller saçılıyor” denir ya. Her şeyi güzel gören insan, her şeye muhabbetle baktığı için kullandığı kelimeler de çirkinlikten, bencillikten uzak bir suret alır. Artık o dil hep güzellikleri anlatır. En güzel sıfatlarla hitap eder yakınlarına.
Gelişigüzel kullanılan kelimeler yorgun düşer, tükenir. Bir kıymet ifade etmez bir zaman sonra. Özenle seçilmiş, anlamlı kelimeler ise asırlarca unutulmaz, ayakta kalır. En güzel mektuplar, en güzel kelimelerle yazılmış mektuplardır. Yıllar eskitemez onları. Defalarca okunsa ilk günkü sıcaklığını, tazeliğini korurlar.
Her şeye kıymet veren de kelimeler, bir şeyi kıymetsiz hale getiren de. Kelimeler âsî, kelimeler yumuşak huylu, kelimeler merhametli… Küstüren de kelimeler, barıştıran da. Kilitli bir kalbin kapısını aralayan da kelimeler.
O yüzden mânalı olmalı kullandığımız kelimeler. Kelimeler kavga için değil, muhabbet için olmalı. İncitmemeli, üzmemeli kelimeler. Her kelime karşı tarafa bir çiçek olarak iletilmeli.
“Gelin gülle başlayalım atalara uyarak,
Baharı kollayarak girelim kelimeler ülkesine.”
Sezai Karakoç’un bu mısralarında dile getirdiği gibi, biz de ecdadımıza uyarak, onları örnek alarak her söze gül ile, muhabbet ile başlarsak kelimeler ülkesinde mevsim hep bahar olur. Hep gül bahçelerinde dolaşırız. Gözler birbirine muhabbet ile bakar. Karşılıklı anlayış, saygı, sevgi, birlik, beraberlik, dayanışma artar.
Zor değildir aslında kelimeleri çiçeklere dönüştürmek. Bunu başarabildiğimiz zaman belki de “kelimler kifayetsiz” diye bir şikâyetimiz de olmayacak. Muhabbete adanmış kelimeler nasıl kifayetsiz kalır ki? Durmadan akan bir çağlayan gibi olur. Uçsuz bucaksız bir derya gibi olur. Hiç bitmeyen bir bahar ülkesinin durmadan yenileri açan çiçekleri gibi olur kelimeler.
yazan: Mehtap Yıldırım

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder