
Hayatımızın her döneminin, her yılının, her gününün hatta her ânının bizde bıraktığı izler ve hazlar vardır. Geleceğe doğru yol alırken arkamıza dönüp dünüp maziye bakmadan da edemeyiz. Tıpkı sonbahar yapraklarının savrulurken arada bir kuytu köşe bulduklarında geri dönmek istercesine durakladıkları gibi…
Her adımda biraz daha yorulduğumuzu hissederiz. Her köşe başında hayatın farklı renk tonlarıyla karşılaşırız. Gençlik bahar sarhoşluğu ile bir çırpıda geçerken, gelen yaz mevsimiyle avunuruz. Ama gözlerimiz hep baharın cıvıltılı renklerini ve seslerini arar. Sonra yaz perdesi de kapanır. Sahne dekoru güz’e döner. Kuru yapraklara basarken çıkan hışırtılar kim bilir neler anlatır bize. O sesi sadece kulağımızda değil kalbimizde duyarız, içimizde yaşarız.
Güzün hazin sesi, belki de ömrümüzce duyduğumuz en dokunaklı, en içli şarkıdır. Hercai papatyalar çok uzaklarda kalmıştır. Gül bülbülünden çoktan ayrılmış sararıp solmuştur. Geçen baharın ve yazın sadece enkazı kalmıştır. Ayrılık kokusu buram buram sarmıştır etrafı. Gözler nemli, gözler düşünceli, gözler sabit bir noktada kilitli… Kaybettiklerini arar gibi…
Her sonbaharda yaşanır bu duygular. İnsan müebbet bir muhabbetsizliğe hapsolduğu endişesine kapılır. Sararmış ve kızıla bakan tablolar neşesini kaçırır. Serin havalardan çok ayrılıklar üşütür içini. Her nefeste yalnızlığı soluklar insan. Belki de ilk defa kendini bu kadar çaresiz, bu kadar terkedilmiş hisseder. Güzün gelmesiyle içinde de birçok şeyin yıkıldığını, harap olduğunu, dağıldığını zanneder. Yapraklar gibi pürtelaş bir o yana bir bu yana gider adımları.
Bu duygular belki de bizi ihtiyarlık kışına hazırlayan antrenmanlardır. Hakikatte her şey güzel olduğuna göre, güzün diğer yüzünü çevirip güzelliklerini okuyabilmeli insan. Çürüyüp toprağa düşen her tohum, gelecek baharda gülümseyerek başını kaldıran bir canlı olacaktır. Şimdi çıplak kalan kuru dallar, yine yapraklarla, çiçeklerle bezenecektir. Baharın kıpırtıları yine içimizdeki kıpırtılara karışacak, bahçeler yine güllerle dolacaktır. Kuşlar yine neşe ile şakıyacaktır. Her taraf bir bayram yerine dönecek, vuslat neşe ile kutlanacaktır.
Güzün güzel yüzünden bunları okuyabiliyorsanız, ayrılıklardan şikâyet etmek yersiz ve gereksizdir. Bahara kavuşmanın yolu, güzden ve kıştan geçer.
Her adımda biraz daha yorulduğumuzu hissederiz. Her köşe başında hayatın farklı renk tonlarıyla karşılaşırız. Gençlik bahar sarhoşluğu ile bir çırpıda geçerken, gelen yaz mevsimiyle avunuruz. Ama gözlerimiz hep baharın cıvıltılı renklerini ve seslerini arar. Sonra yaz perdesi de kapanır. Sahne dekoru güz’e döner. Kuru yapraklara basarken çıkan hışırtılar kim bilir neler anlatır bize. O sesi sadece kulağımızda değil kalbimizde duyarız, içimizde yaşarız.
Güzün hazin sesi, belki de ömrümüzce duyduğumuz en dokunaklı, en içli şarkıdır. Hercai papatyalar çok uzaklarda kalmıştır. Gül bülbülünden çoktan ayrılmış sararıp solmuştur. Geçen baharın ve yazın sadece enkazı kalmıştır. Ayrılık kokusu buram buram sarmıştır etrafı. Gözler nemli, gözler düşünceli, gözler sabit bir noktada kilitli… Kaybettiklerini arar gibi…
Her sonbaharda yaşanır bu duygular. İnsan müebbet bir muhabbetsizliğe hapsolduğu endişesine kapılır. Sararmış ve kızıla bakan tablolar neşesini kaçırır. Serin havalardan çok ayrılıklar üşütür içini. Her nefeste yalnızlığı soluklar insan. Belki de ilk defa kendini bu kadar çaresiz, bu kadar terkedilmiş hisseder. Güzün gelmesiyle içinde de birçok şeyin yıkıldığını, harap olduğunu, dağıldığını zanneder. Yapraklar gibi pürtelaş bir o yana bir bu yana gider adımları.
Bu duygular belki de bizi ihtiyarlık kışına hazırlayan antrenmanlardır. Hakikatte her şey güzel olduğuna göre, güzün diğer yüzünü çevirip güzelliklerini okuyabilmeli insan. Çürüyüp toprağa düşen her tohum, gelecek baharda gülümseyerek başını kaldıran bir canlı olacaktır. Şimdi çıplak kalan kuru dallar, yine yapraklarla, çiçeklerle bezenecektir. Baharın kıpırtıları yine içimizdeki kıpırtılara karışacak, bahçeler yine güllerle dolacaktır. Kuşlar yine neşe ile şakıyacaktır. Her taraf bir bayram yerine dönecek, vuslat neşe ile kutlanacaktır.
Güzün güzel yüzünden bunları okuyabiliyorsanız, ayrılıklardan şikâyet etmek yersiz ve gereksizdir. Bahara kavuşmanın yolu, güzden ve kıştan geçer.
yazan:Mehtap YILDIRIM

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder