
Güller ekilsin ki gönüllere, dünyanın yüzü gülsün artık. Gülün zarafeti ve kokusu ile dolsun hayat. Gülsüz her söz biraz eksik, biraz bayat… Gülsüz günler soluk ve soğuk, fersiz ve nursuz. Gülsüz günler renksiz ve sevgisiz. Duygusuz ve hissiz...
Güllerin Efendisinin sevgili ümmeti gülsüz nasıl yaşar? Âlemlerin Gülü Muhammed Aleyhissalatü Vesselâm gittikten sonra, güllerin de rengi, kokusu aynı değil belki. Ama yolumuz onun yolu. Zaman gül zamanı, yol gül yolu… Işığımız gül nuru.
Nicedir hasretiz gül kokusuna, gül güzelliğine, gül iffetine… Lâkin her kalpte potansiyel bir gülistan vardır. Belki bakımsızdır biraz, uzun zamandır ihmâl etmişizdir. Belki hoyrat davranmış, incitmişizdir. Öyleyse herkes kendinin bahçıvanı olsun da gönül bahçesine girip bir dolaşsın. Kırılan dalları sarsın, çiçekleri, gülleri sulasın… Tek tek hâl hatır edip, muhabbetle baksın.
Gül’ün nuru bütün gönülleri ve âlemi sarsın. Gül kokuları salâvatlara karışıp buram buram ona ulaşsın. Dünya Gül’ün rengine boyansın. Bu koku ve nur ile dünya uyansın. Mesleği gül ve nur olanlar çoğalsın. Dünyanın dört bir yanına dağılsın.
Diller o gül ve nuru anlatan bülbüller olsun. Düşmana doğrultulan namlular bile gül olsun. Dereler, şelâleler gül muhabbeti ile coşsun. Tuttuğunuz gül olsun. Gülün sevdası her sabah güneşle birlikte kalbimizin tepelerinde doğsun. Yatağından fırlayan gülle uyanıp güle koşsun.
Cemil sıfatının sırlarını anlatan gül güzelliği kalplerimizden sûretlerimize de uğrasın. Gözde gül, yüzde gül, elde gül, dilde gül, gönülde gül açsın.
“Levlâke levlâk” sırrının tecellîsi, muhabbetin sembolü gül. Kavurucu çöl sıcağında, cehalet dikenleri arasında açan o Gül. Muhabbetin kutup yıldızı olan gül. Dille ifade edilemeyenleri bir çırpıda anlatan gül. Her zaman gizemli her zaman lâtif ve esrarlı gül.
Mesnevî-i Nuriye’de, “Evet, cesedin genç iken lâtif, zarif ve güzel gül çiçeğine benzerse de, ihtiyarlığında kuru ve uyuşmuş kış çiçeğine benzer ve tahavvül eder” denir. Böylece insan genç de olsa, yaşlı da olsa bir gül’e benzetilir. Kışın kuru ve uyuşmuş bir kış çiçeğine dönüşmesi benzetmesi, ömrün faniliğini, gençliğin geçiciliğini hatırlatır. İnsan da gül gibi ömrünün nasıl geçtiğini anlamaz.
“Fenâ-yı ömürden güya değüller gonca tek vâkıf, / Olar kim özlerin dünya içün dil-teng dutmuşlar.”
(Dünya için ömürlerini kederli hale getirenler, / Sanki gonca gibi ömrün geçici olduğunu bilmezler.) (Fuzûlî)
yazan:Mehtap Yıldırım

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder